image_pdfimage_print

DİRİLİŞ GÖRÜŞ VE HAREKETİ VE MİLLETİMİZ

    Bir millet, bir toplum, kendi ruhunu doğuran ve kendi ruhundan doğmuş bir “görüş”le ayakta durur. Şartlar ne olursa olsun, zaman ne gibi değişiklikler getirirse getirsin, ülkenin yıkılıp yok olması için bütün güçleriyle harekete geçen düşmanlar, hangi akla gelmez usül ve hileleri bulmuş ve onlarla kitleleri etkilemiş, âdeta hipnotize etmiş olurlarsa olsunlar, bir ülke, varoluş savaşını, biçim ve görünümüyle eskinin tıpkısı olmasa da, özü, anlamı ve amacıyla değişmez bir yapı kazanmış olan kendi dünya görüşünün aşkı, harareti ve direnciyle yapar.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

GERÇEK DURUM VE TEK UMUT

    Yeni bir genel seçime gittiğimiz bu günlerde, ülkemizin ve onu yönetmek iddiasında olan partilerin durumunu gözden geçirmekte, en azından, yurttaşların oylarını kullanırken daha dikkatli ve daha donanımlı olmaları açısından büyük yarar vardır. Oy verme, seçimden seçime bir kez olmaktadır. Oy verip daha sonra pişman olmak, daha sonraki bir seçime kadar bir fayda sağlamaz kimseye.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

YOZ PARTİLERİN ÜLKEMİZE GETİRDİĞİ: İÇTE, BİTMİŞLİK; DIŞTA TESLİMİYET VE MAHKÛMLUK

Ülkemiz nereye gidiyor? Bunun farkında mıyız? Acaba başımızı avuçlarımızın arasına alıp düşünüyor muyuz? Ülkenin geleceği emin, ufku aydınlık, göğü masmavi ve parlak mıdır? Bilim adamlarımız, yazarlarımız, devlet ve siyaset adamlarımız ne diyor, ne düşünüyor ve daha önemlisi ne yapıyorlar? İşte milletimizin şimdi en çok üzerinde durması gereken sorulardır bunlar.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

DİRİLİŞ MUŞTULARI – Mevlana

Temiz ömrün yol ağırlığını yankesici apaçık çalıp duruyor da kafileden niçin bir adam uyanmıyor? Niçin?

  • Niçin uykudan ve yankesiciden incinmiyorsun?

Niçin? O habercilerin cefasına katlanıyorsun?

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

DİRİLİŞ MUŞTULARI – Ümmi Sinan

Gül alırlar, gül satarlar,

Gülden terazi tutarlar,

Gülü gül ile tartarlar

Çarşı pazarı güldür gül.

                 Ümmi Sinan

Facebooktwittergoogle_plusmail

DİRİLİŞ BİLDİRİSİ

Milletim!

  Sana seslenme imkânını lütfettiği için Allah'a hamdler olsun. Anlayanlar bilir; sana seslenmek bir mutluluktur. Tarihi yapan milletlerin başında gelen sana seslenme, ömrümüzün en değerli anı, adeta kaderimizin elmastan yüzük taşıdır.

   Farklı bir gündür bugün. İki yüz yıldır beklediğimiz ışık göründü. Bütün umutların tükendiği, karanlıkların ortalığı kapladığı bir günde, bize göre, ışık göründü, talih güneşi parlama işaretini verdi. Bu hissimizin hakiki bir his olduğuna inanarak, biz yola çıktık. Duy ve işit, biz yola çıktık, Milletim! Sen, layık olduğun yere gelinceye kadar yürüyeceğiz. Karşımıza ölüm çıksa bile.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

Köprü Yıkılmışsa

    Bir toplumun hayatında felâket kaynaklarından biri de, nesiller arasındaki bağların kopmuş olmasıdır. Toplum ve millet hayatı, sürekli ve kesiksiz bir akıştır. Bu akışta bir kırılma, kopma, kesilme olduğu takdirde, o toplum ya da millet, kendini boşlukta hisseder, hafızasını yer yer yitirmiş bir insan gibi kıvranır durur.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

Kurt ve Lâmba

    Babamdan dinlemiştim:

    “Çocukluğumuzda oturduğumuz şehir Zülküfül Dağı’nda idi. Evimizin bitişiğinde ufak bir ağılımız vardı. Bir kış, baktık ki arada bir hayvan eksiliyor. Bir, iki, üç. Bunun üzerine babam, durumu anlamak için geceleri ağılda beklemeğe karar verdi. Bir gece, bir elinde petrol lâmbası, öbür elinde de bir sopa, beklerken, ağılın giriş yerinden içeriye bir kurdun daldığını görür. Meğer ağıla dadanan bir hırsız değil, bir kurtmuş. Kurt içeri girince, hayvanlar panik içinde bir oraya bir buraya koşuşup duruyorlarmış. Babam kurda sopayı yapıştırmaya başlar. Biz bu sırada ahırda bir takım koşuşturmaların ve gürültülerin olduğunu duyunca oraya bakmaya gittik ve babamın kurtla karşı karşıya kaldığını görünce, evde de yardım edecek büyük yaşta erkek bulunmadığından kasabanın kahvesine yardım istemeğe koştuk. Sonra kahvedekilerle birlikte dönünce babamın kurdu öldürdüğünü gördük. Babam, kurtla çarpışmasını şöyle anlattı: Kurt, benim elimde lâmbayı görünce, üstüme atılıp beni paralamaya girişmedi. O, bütün gücüyle lâmbayı söndürmeğe çalışıyordu. Ben bir elimle lâmbayı onun üfürerek söndürmesinden kurtarmak için mümkün mertebe uzakta tutuyor, öte taraftan sopayla onu döğmeye çalışıyordum. Kurtsa, tıpkı bir insan gibi, durmadan ağzını uzatarak lâmbayı söndürmeğe çalışıyordu. Bütün dikkat ve gayretini ilkin lâmbayı söndürmeye yöneltmişti. Fakat o bütün bu uğraşmalarına rağmen lâmbayı söndürmeyi başaramadan ben onu öldürebildim.”

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail

Bir Kişiyi Dirilten

    “Bir kişiyi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir, bir kişiyi dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir” der Ulu Kur’an. İslâmdan başka hiç bir din, hiç bir görüş, hiç bir ideoloji, hiç bir doktrin, Kur’an’dan başka hiçbir kitap, insancılığın ve insana değer vermenin bu son sınırına varamamıştır. Bir kişiyi, her kişiyi bütün insanlığın özü kabul etmektir bu. Her kişide insanlığın tümünü kavrayıcı ve kurtarıcı bir imkân, bir vâd bulmak, tümüne açılan bir pencere görmektir. Evet, bir insanı dirilten, ama tam anlamıyla dirilten, bütün insanlığı diriltmiştir. Bu, dirilişin ölüme üstünlüğünden ileri gelir. Dirilişten bir zerre, eninde sonunda ölümden bir dünyayı değiştirebilir. Bütün insanlık inkârın, reddin, inanmazlığın içinde yüzse, dünyada inanan, ama tam anlamıyla inanan tek kişi kalsa, yine insanlığın kurtulması için umut var demektir. Çünkü: O yanlışa saplanmış insanlık, hep kaybedecek, o doğruya yönelmiş kişi de hep kazanacaktır. Birinin kaybettiği alanı öbürü kazanacaktır. İnanmış ve inancının izinden ayrılmamış kişi için bir kayıp yoktur, hep kazanç vardır. O, tek başına bütün bir insanlığı kazanacaktır. Bu, inanmanın şanıdır. Korkunç karanlık tabakalarının bir bucağında bir ışık yanıyorsa, büsbütün karanlıklarda değiliz demektir. Bir el o ışığı tüm karanlıklar içinde gezdirebilirse, eşya az veya çok ışıktan nasibini alacak ve en yanık gönüllerle sabahı bekleyen yaratıklar güneşin bir gün doğacağından umutlarını kesmeyecekler demektir.

Devamını Oku

Facebooktwittergoogle_plusmail